fotonkedi Oluşturma zamanı: Ekim 19, 2009 Paylaş Oluşturma zamanı: Ekim 19, 2009 Kahve, kökboyasıgiller (Rubiaceae) familyasının Coffea cinsinde yer alan bir ağaç ve bu ağacın meyve çekirdeklerinin kavrulup öğütülmesi ile elde edilen tozun su ya da süt ile karıştırılmasıyla yapılan içeceği. http://flora.huh.harvard.edu/FloraData/1001/Images/Rubiaceae/Rubiaceae-Coffea%20arabica-101.jpg Etimolojisi Kahve ağacının ilk bulunduğu yer olan Habeşistan'ın Kaffa yöresinin Arapça karşılığı "qahwah " dır. Araplar bugün bilinen kahveyi henüz tanımıyorken kelime keyif veren içki, şarap anlamında kullanmaktaydı. Bugünkü anlamını 14. yüzyılda kazanmaya başlamıştır. Bu Türkçe'de "kahve"ye dönüşmüş, buradan da Avrupa'da café, caffe, koffie, coffee, koffie, Kaffee şekline gelmiştir. Coffea ağacı http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/b/b8/Coffee_trees.jpg/300px-Coffee_trees.jpg Kahve ağacı Çiçekleri beyaz ve hoş kokulu , kirazı andıran kırmızı meyvasının içinde iki çekirdek bulunan, dikildikten yaklaşık 3 yıl sonra meyve vermeye başlayan ve 30-40 yıl boyunca aralıksız meyve veren bir ağaç türüdür. Doğal haline bırakıldığında 8-10 metreye kadar uzayan ağaç, meyvelerin kolay toplanabilmesi için sürekli budanarak 4-5 metre uzunluğunda bir çalı boyutunda tutulur. Kahvenin defne yaprağına benzer derimsi ve kenarları dalgalı kışın dökülmeyen koyu, parlak ve sivri uçlu yaprakları vardır. Bol yağış alan, ortalama sıcaklığın 18-24° C arasında bulunduğu ve don olayının görülmediği, ekvatorun 25 Kuzey'i - 30 Güney'i arasındaki kuşakta yetişir. Soğukta ağaç ölür, ayrıca ani ısı değişiklikleri de ağaca zarar verir. Nemli ortamı sevdiğinden, kahve ağacının düzenli yağışın olduğu tropik bölgelerde yetiştirilmesi gerekir. Doğada pek çok yetişen türü olmasına rağmen yalnızca coffea arabica ve coffea robusta adındaki türlerin tarımı yapılmaktadır. Kahve çiçeği http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/8/83/FruitColors.jpg/180px-FruitColors.jpg Kahve çiçeği ve meyvesi Bol yağışların ardından kahve ağacı, yılda iki ya da üç kez bembeyaz muhteşem çiçekler açar. Güçlü ve keskin kokuları kimi zaman yasemini kimi zaman portakal ağacının çiçeğini andırır. Yeni çiçek vermeye başlamış bir ağaç, dallarında bir yılda toplam 20-30 bin çiçek taşır. Kahve çiçekleri açtıktan birkaç saat sonra solmaya başlar ve yavaşça meyve olmak için hazırlanırlar. Kahve meyvesi ve çekirdeği http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/c/c5/Roasted_coffee_beans.jpg/180px-Roasted_coffee_beans.jpg Kavrulmuş kahve çekirdeği Kahve çiçeği beyaz renktedir ve yasemin gibi kokar. Kahve meyvesi; büyüklüğü, şekli ve rengindeki benzerlikler nedeniyle "kahve kirazı" olarak da adlandırılmaktadır. İçinde ince iki çekirdek bulunur. Çekirdeklerin birbirine bakan tarafı düz, dış tarafı yuvarlaktır. Her çekirdeğin içinde aynı biçimde bir tohum (kahve tanesi) vardır. Tanenin düz yüzeyinde, içi sert bir besidokusu ile dolu olan, derin bir çizgi yer alır, Besidokusunun dış tabakası ince bir zarla kaplıdır. Zarın dışında ise daha sert bir kabuk vardır. Eğer kahve çekirdeği daha sonra tohum olarak kullanılacaksa çekirdek kabuktan ayrılmaz. Bazı kahve ağaçlarının meyvesinden iki yerine bir tane çekirdek çıkar. Bu çekirdek (peaberry), diğerlerine göre çok daha yuvarlak bir şekle sahiptir. Tek olarak çıkan çekirdekler, diğerlerinden ayrılarak üretim sürecinden geçirilir. Genellikle fiyatları da normal kahveye göre çok daha pahalıdır. Kahve meyvelerinin çok düzenli kontrol edilmeleri gerekir, çünkü olgunlaştıktan sonra 14 gün içinde çürümeye başlarlar. -------------------- Tarımı http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/9/96/Carte_Coffea_robusta_arabic.png/250px-Carte_Coffea_robusta_arabic.png Dünya kahve tarımı haritası Yengeç ve Oğlak dönencesi arasında tropikal iklime bölgelerde ağırlıklı olarak tarımı yapılmaktadır. Toprak, aldığı su, güneşlenme zamanı, nem kahvenin tadını ve aromasını değiştirmektedir. Eğer kahve yanardağın eteğinde yetiştiriliyorsa kül kokuyor. Muz ağaçlarının gölgesinde yetişiyorsa daha aromatik bir tadı oluyor. Brezilya kahve üretiminde dünya birincisidir. Onu Vietnam ve Kolombiya takip eder. Coffea Arabica (Arap kahvesi) Etiyopya'da keşfedilen ilk kahve bitkisinden türemiş olan Coffea Arabica, daha çok yüksekliği 800-2000 metre arasında olan dağlık platolarda veya volkanik yamaçlarda yetişir. Her yağmurlu dönemin ardından çiçek açar ve meyvelerinin olgunlaşması için yaklaşık 9 ay gerekir. Tipik bir arabica ağacı, bir yılda yaklaşık 5 kg meyve verir ve bu meyvelerden 1 kg kahve çekirdeği elde edilir. Yeşilimsi sarı renkteki oval Arabica çekirdeklerinden üretilen kahve, Robusta'ya göre daha az kafein içerir. Ayrıca daha lezzetli ve tatlı bir aromaya sahiptir. Arabica kahvesi dünya kahve üretiminin %70'ini oluşturur. Ancak hastalıklara ve iklim koşullarına çok dirençli olmadığından yetiştirilmesi daha zordur ve daha pahalıdır. En çok bilinen çeşitleri; Brezilya, Orta-Doğu Afrika, Hindistan, Endonezya'da yetişen "Bourbon" ve Latin Amerika'da yetişen "Typica"dır. Bunları Tico, Blue Mountain, Mundo Novo, Caturra ve San Ramon izler. Arabica türünün asit oranı Robusta'ya göre daha az ve aromalıdır. Bu yüzden damak tadı için en çok bu türü tercih edilir. Ülkemizde ise yanlızca Mersin ve Anamurda deneme dikimleri iyi sonuç vermiştir. Hali hazırda 16 hektar alanda kahve tarımı yapılmaktadır. Coffea Canephora (Robusta) Coffea robusta, 0-600 metre arasında yetişir. Arabica'nın tersine düzensiz olarak çiçek açar ve meyvelerinin olgunlaşması için yaklaşık 10-11 ay gerekir. Sarımsı kahverengindeki yuvarlak Robusta çekirdeklerinden üretilen kahve, Arabica'ya göre yaklaşık iki kat daha fazla kafein içerir. Odunsu lezzeti nedeniyle kaliteli kahve üreticilerinin tercih etmediği bir türdür. Ancak ucuz olmasından dolayı maalesef bazı üreticiler tarafından kahve harmanlarına katılmaktadır. Robusta kahvesi dünya kahve üretiminin yaklaşık %30'unu oluşturur. Hastalıklara ve iklim koşullarına çok dirençli olduğundan yetiştirilmesi çok daha kolay ve ucuzdur. En çok bilinen çeşitleri; Java-Ineac, Nana, Kouliou ve Congensis'tir. -------------------- Vücuda etkileri Kahve içerdiği kafein maddesinin uyarıcı niteliği yüzünden dikkat artırıcı ve stimülan özelliğe sahiptir. Ağrı kesicilerin etkisini %40 artırmaktadır. Tarihi http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/6/6b/CoffeePalestineStereo.jpg/300px-CoffeePalestineStereo.jpg Filistin'de bir kahvehane, 1900. http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/9/96/Coffeepalestine1.jpg/300px-Coffeepalestine1.jpg Filistin'de eski usüllerle kahve öğüten kadınlar, 1905. Kahve’nin anavatanı olan Etiyopya’nın yüksek yaylaları, yabani kahve bitkisinin doğal olarak yetiştiği bölgelerde yerli halk bu bitkinin tanelerini un haline getirip bir çeşit ekmek yapıyordu. Meyveleri kaynatıldıktan sonra suyu içilmek suretiyle tıbbi amaçlı kullanılıyor ve "sihirli meyve" olarak adlandırılıyordu. Kahve, ünüyle birlikte hızla Arap Yarımadası'na yayıldı ve 300 yıl boyunca Habeşistan'da keşfedilen yöntem ile içilmeye devam edildi. 14. yüzyılda ise yepyeni bir keşif ile ateşte kavrulan kahve çekirdekleri, ezildikten sonra kaynatılarak içime sunuldu. Kahve’yi ilk olarak işleyip içmeye başlayan Yemen'deki sufi tarikatıdır. Buradan 1470’li yıllarda Aden’de , 1510’da Kahire’de 1511’de Mekke ‘de görülmüştür. Yavuz Sultan Selim döneminde, 1517'te, Yemen Valisi Özdemir Paşa, Yemen'de içtiği ve çok sevdiği kahveyi İstanbul'a getirmiştir. Kahve, kısa zamanda itibarlı bir içecek olarak saray mutfağında yerini aldı ve büyük ilgi gördü. Saray görevleri arasına "kahvecibaşı" adında bir de rütbe eklendi. Padişahın ya da bağlı olduğu devlet büyüğünün kahvesini pişirmekle görevli olan kahvecibaşı, sadık ve sır tutmasını bilenler arasından seçilirdi. Osmanlı tarihinde kahvecibaşılıktan sadrazamlığa yükselenlere bile rastlandı. Saraydan konaklara ardından evlere giren kahve, İstanbul halkının kısa sürede tutkunu olduğu bir lezzet haline geldi. Satın alınan çiğ kahve çekirdekleri tavalarda kavrulup, dibeklerde dövüldükten sonra cezvelerde pişiriliyordu. 1544 yılında İstanbul’da Tahtakale’de iki Suriyeli Arap ilk kahvehaneyi açmışlardır. İstanbul'a gelen Venedikli tacirler, çok sevdikleri bu içeceği Venedik'e taşıdı. Böylece Avrupalılar kahveyle ilk kez 1615'te tanışmış oldu. Önceleri limonata satıcıları tarafından sokaklarda satılan kahve, 1645'te açılan İtalya'nın ilk kahvehanesinde yerini aldı. Kısa zamanda sayıları hızla çoğalan bu kahvehaneler de; diğer pek çok ülkede olduğu gibi özellikle sanatçıların, öğrencilerin ve her kesimden halkın bir araya gelerek sohbet ettikleri en gözde yerler oldu. Kahve Paris’e 1643, Londra’ya 1651’de ulaştı. Avrupalılar dünyanın çeşitli yerlerinde kahve plantasyonları kurdular. Endonezya-Cava’da 1712 yılında kahve tarımı başladı. Hollanda Cava ve Doğu Hint Adaları’nda, Fransa Antiller'de kahve yetiştirdi. Kahveye dair rivayetler Kaldi adındaki çoban 8. yüzyıl ortalarında Habeşistan Kaffa'da yaşayan Khaldi adındaki bir çobanın bir çalıya ait kırmızı meyveleri yemesinin ardından hayvanlarının daha hareketli oldukları dikkatini çekmiş ve kendisi de bu meyveyi denemiştir. Verdiği hissi ve keyfi sevince diğerlerine de haber vermiş ve kahve bugünlere kadar gelmiş. Yemenli Şeyh Şazili Şeyh Şazili 14. yüzyıl sonlarında Yemen’de yaşamış olması muhtemel bir Sufi Şeyhi’dir. Kahveyi ilk içtiği rivayet edilen kişilerden biridir. Anadolu’da kahve falı için kahve fincanı kapatılırken Şeyh Şazili ruhuna fatiha okunurmuş. ez-Zebhani 16. yüzyılın Arap yazarı Ceziri’ye göre kahve’yi ilk içen kişi ez-Zebhani olarak bilinen Yemenli Cemalleddin Ebu Abdullah Muhammed İbn Said’dir. Bir olay yüzünden Aden’i terkederek Etiyopya’ya giden Zebhani orada kahve içen insanlarla karşılaşmış; Aden’e döndüğünde hastalanmış ve aklına kahve içmek gelmiş. Kahve onu iyileştirmiş. Kahve’nin yorgunluk ve uyuşukluk giderme, canlılık ve dinçlik kazandırma özelliklerini keşfetmiş. Süleyman peygamber 16. yüzyıl rivayetlere göre de kahveyi içen ilk kişi Süleyman'dır. Süleyman yolculukları sırasında uğradığı bir şehirde şehrin sakinlerinin bilinmeyen bir hastalığa yakalandığını görür ve Cebrail’in buyruğu üzerine Yemen’den gelen kahve çekirdeklerini kavurarak bundan hazırladığı içeceği hastalara verir. Bunu içen hastalar iyileşir. [kaynak belirtilmeli] Ticareti Dünya’da petrol’den sonra en büyük ticaret alanını oluşturan üründür. -------------------- Türkiye’deki ticareti İlk kez 1727 yılında Brezilya’dan kahve ithal edilmeye başlanmıştır. Türkiye’deki en yaşlı kahve 1871 yılında kurulmuş Kurukahveci Mehmet Efendidir. Anadolu’da kahve ekimi ile ilgili çalışmalar yapılmış fakat başarılı olunamamıştır. 2.Dünya Savaşı sırasında Tekel kapsamına alınmıştır. 1980’li yıllarda Nestle firması Nescafe’yi piyasaya sürmüştür. 2004'ten beri Ülkemizde sadece Mersin ve Anamur'da 16 hektarlık bir alanda kahve tarımı yapılmaktadır. Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
fotonkedi Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 Yazar Paylaş Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 Çeşitleri Türk Kahvesi – Telvesi ile servis yapılan tek kahve çeşidi http://img2.blogcu.com/images/t/u/r/turkkahvem/turk_kahvesi_cezve.jpg Espresso - Makine ile hazırlanan, koyu kavrulmuş, İtalya'ya özgü bir kahve türüdür. http://www.oneeyedeer.com/oneeyedeer/userfiles/Espresso9.jpg Mırra - Şanlıurfa'ya özgü, birkaç kez demlenerek hazırlanan acı kahve. http://1.bp.blogspot.com/_MCSLuvW0eis/Rjxpksw4xmI/AAAAAAAAAIg/ZSPkKld0o6w/s400/www2.jpg Cappuccino – Espresso ve su buharı ile köpük haline getirilmiş süt eklenen kahve (köpük 2 santim kadar). http://www.nescafe.com/worldwide/en/PublishingImages/Articles/About_Coffee/Coffee_Styles/art_cappuccino.jpg Americano – Espresso’nun sıcak su eklenerek yumuşatılmış şekli http://www.aabreecoffee.com/images/articles/traditional_recipes/cup_of_coffee.jpg Cafe au lait – Fransızların sütlü filtre kahvesi. http://www.tastethedream.com/images/recipes/cafe_au_lait.jpg Ethiopian Yirgacheff – Şarabımsı buruk tadı olan Etiyopya kahvesi. http://business.africanpath.com/Media/2/jpg/2008/5/ethiopian%20coffee.jpg Latte – Espresso’ya az köpürtülmüş sütün eklendiği kahve (köpük 1 santim kadar). http://www.koffie-weetjes.nl/wp-content/uploads/2008/10/koffie-verkeerd-caffe-latte.jpg Macchiato – Espresso’ya süt köpüğü eklenerek hazırlanan kahve. http://www.tassimodirect.com/Tassimo/images/discover/recipes/recipe_macchiato_09.jpg Mocha – Latte’ye çikolata tozu veya şeker eklenmesiyle yapılan kahve. http://4.bp.blogspot.com/_I8SyiXYp9zc/SXPX9aS1kpI/AAAAAAAAB0s/OfoMfI9FXA4/s320/olive+garden+cafe+mocha.jpg Santos – Brezilya’da bir liman adıdır,kahve yetişmez. http://www.specialty-coffee-advisor.com/images/Web_PictMedium_1208-01.jpg Sumatran – Düşük asit dengesine sahip Endonezya kahvesi. http://images.mothernature.com/prodimg/119450/250.jpg Supremo – Kolombiya'da en kaliteli kahve kategorisine verilen ad'dır. http://www.waitrose.com/assets/img/content/columbian_supremo.jpg Viennese – Espresso’ya çikolata ve krema katılarak hazırlanan Viyana usulü kahve. http://www.boncafe.co.th/recipes/images/viennese.jpg *viki KAHVENİN FAYDALARI http://www.cayvekahve.com/kahve/kahvenin-faydalari.jpgKahvenin sağlımız üzerindeki etkilerini araştıran geniş çaplı araştırmalar çok eski olmasa da, kahvenin pek çok ciddi hastalığı önlemeye yardımcı olduğu görülmüştür. Astım Kahvenin, astım hastalarına yardımcı bir içecek olduğu yaklaşık 150 yıldır bilinmektedir. Kahvenin içerisindeki kafein nefes yollarını açıcı etkiye sahiptir. Günümüzün saygın tıp dergileri de kahvedeki kafeinin, genç astım hastalarında kuvvetli bir nefes açıcı ilaç olduğunu kanıtlayan araştırmalar yayınlamışlardır. Hatta yapılan deneylerle kahve içenlerin astıma yakalanma olasılığının belli bir miktar azaldığı görülmüştür. Kanser Kahvenin de yeşil çay ve siyah çay gibi iyi bir antioksidan kaynağı olduğu tespit edilmiştir. Hatta kahve işlenme sürecinde de içindeki antioksidanları kaybetmemektedir. Bilindiği üzere antioksidanlar kanser hücrelerinin çoğalmasını ve yayılmasını engelleyici özelliktedirler. Baş Ağrısı Migren üzerindeki olumsuz etkileri bilinmesine rağmen kahve, normal bir baş ağrısına iyi gelmektedir. Kahvenin içerisinde baş ağrısı içi kullanılan ilaçlardaki maddelerden bulunduğu ve biraz daha iyi sonuç verdiği görülmüştür. Karaciğer Kahvenin faydalarından biri de kahve içen kişilerin karaciğer rahatsızlıklarına daha az yakalandıkları yapılan araştırmalarla tespit edilmiş olmasıdır. Kahve, özellikle sirozun ve sirozdan kaynaklanan karaciğer kanseri riskinin düşürülmesine faydalıdır. Safra Taşı Erkeklere göre vücutlarında daha fazla safra taşı üreten kadınların, kahve içmeleri durumunda içmeyenlere göre safra taşından daha az şikayette bulundukları gözlenmiştir. Konsantrasyon Uyarıcı etkisi olan kahvenin dikkati bir iş üzerinde toplamada faydalı olduğu bilinmektedir. Özellikle işte ve okulda yapılan araştırmalar, belli miktar kahve tüketiminin konsantrasyonu arttırdığını göstermiştir. Selülit Bilinenin aksine kahvenin faydalarından biri de selülit ve benzeri cilt sorunları üzerinde olumlu etkilere sahip olmasıdır. Parkinson Günde bir fincan kahve içen erkeklerde, Parkinson hastalığına yakalanma riskinin bir miktar azaldığı yapılan araştırmalarda gözlenmiştir. Bu riskin azalması Kahvenin önemli faydalarından biridir. -------------------- KAHVENİN ZARARLARI http://www.cayvekahve.com/kahve/kahvenin-zararlari.jpgKahve bilinen faydaları yanında, bağımlılık yaptığı kanıtlanan ve belli zararları da olan bir içecektir. O halde kahvenin bazı kişiler tarafından dikkat edilerek tüketilmesi gerekmektedir. Kalp Kahvenin fazla tüketilmesi kalp ritmi üzerinde zararlı etkiler göstermektedir. Kahvenin içindeki kafein yüzünden kalp ritminde düzensizlikler oluşmaktadır. Kahve, kalp çarpıntısına neden olabilmektedir. Kalp hastalarının kahve tüketimini sınırlamaları gerekmektedir. Yüksek Tansiyon Yapılan deneyler göstermiştir ki aşırı kahve tüketimi kandaki basıncın artmasına, tansiyonun yükselmesine sebep olmaktadır. Mide Rahatsızlıkları Kahve, ülser ve gastrit gibi hastalıklara neden olmamaktadır ancak bu hastalıklara sahip kişilerde hastalığın ilerlemesine ve kötüleşmesine sebep olur. Çünkü mide, kahveden aldığı uyarılarla asit salgılamaktadır. Migren http://www.cayvekahve.com/kahve/migren-kahve.jpgMigren ve kahve pek iyi geçinemiyorlar. Kahvenin içindeki bileşenler beyinde yer alan hücreleri etkiliyorlar ve bu yüzden migren ağrıları oluşabiliyor veya artabiliyor. Mineral ve Vitamin Kahvenin içinde bulunan kafein, bünyenin demiri tutmasına olanak vermiyor ve kalsiyumun vücuttan idrar yoluyla dışlanmasına sebep oluyor. Bütün bunlar kemik erimesi riskini çoğaltmaktadır. Doğurganlık Kahvenin içinde bulunan kafein yüzünden günde 3 bardaktan fazla kahve tüketen bayanlarda doğurganlık oranında düşüş görülmektedir. Kafein, yumurtlama sürecini negatif biçimde tetikliyor. Kahve içilmesi erkeklerde durumu ters yönde etkileyerek spermleri güçlendirmektedir. Hamilelikte Tüketim Kahvedeki kafeinin hamile bayanların çocuklarına zarar verdiği bilinmektedir. Hamile bayanların kahve tüketimini sınırlamaları gerekmektedir. Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
Manje_Loa Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 Paylaş Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 Böyle bir konu bekliyordum açıkçası Güne çay ile başlayıp kahveyle devam edenlerdenim. Şu sıralar merak ettiğim şu: Çok fazla kahve içiyorum ve günün sonunda midemde bir rahatsızlanma oluyor, üstüne soda içince rahatlıyorum. Bu placebo etkisi mi? Yani ben psikolojik olarak kendimi iyi hissederken gün be gün midemi mi deliyorum acaba??? Maverick ile dün bunu konuşuyorduk da kahvenin, ardından da sodanın pHına turnusol kağıdını batırıp şöyle bir bakma kararı aldık. Bilen varsa beni kahveme turnusol kağıdı batırmaktan kurtarsın. Ziira lahana suyu muhabbeti de geçti Maverick ile aramızda. Kahvemi ve neticesinde beni ziyan olmaktan kurtarın lütfen. Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
fotonkedi Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 Yazar Paylaş Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 manje, kahvenin ph değeri 5 miş Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
philadelphia_f Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 Paylaş Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 abartısız ''kahveeeee!'' diye gözünü açanlardanım içemezsemde tüm günüm rezil geçer, bağımlısı olmamak elde değil. Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
Manje_Loa Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 Paylaş Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 manje, kahvenin ph değeri 5 miş Oooh o asitli bu asitli, midemi deliyorum demek ki. Neyse, kısmet değilmiş sağlıklı yaşamak. Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
fotonkedi Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 Yazar Paylaş Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 sülfürik asit pH=0,3 nitrik asit pH=1 mide asidi pH=1 limon pH=2,3 gazlı içecek pH=2,4 portakal suyu pH=3 sirke pH=3,3 domates suyu pH=4,2 kahve pH=5 yağmur suyu pH=5,6 idrar pH=6 süt pH=6,8 saf su pH= 7>>>NÖTR tükürük pH=7,2 kan pH=7,4 kabartma tozu pH=8,2 deniz suyu pH=8,3 mide ilacı pH=10,5 amonyak pH=11,3 sabunlu su pH=12 kalsiyum hidroksit pH=12,4 çamaşır suyu pH= 13 sodyum hidroksit pH=13,8 *msxlabs -------------------- Besinlerdeki kafein miktarı (340 gm için) Kahve Kaynatılarak Pişmiş kahve - 202 mg Decaf - 7.5 mg Instant (Nescafe-Maxwell House vb..) - 142 mg Starbucks coffee grande - 412 mg Hafif içecekler Coca-Cola - 45 mg Diet Coke - 47 mg Soda - 0 Mountain Dew - 55 mg Sprite - 0 Sunkist soda - 40 mg Pepsi - 37 mg Tatlılar Hershey Gofret (85 gm.) - 20 mg Sıcak çukulota - 8 mg Çay Yeşil - 45 mg Poşet - 75 mg Suda eritilen - 22 mg -------------------- veee...tabii ki türk kahvesi TÜRK KAHVESİ Türk Kahvesi, sadece Türkler tarafından hazırlanan, kendine has pişirme ve sunma şekli olan kahve türüdür. Türk kahvesi denince akla ilk gelen şeyler köpük, telve, cezve ve fincandır. Kahve, http://www.cayvekahve.com/kahve/turk-kahvesi.jpgKanuni Sultan Süleyman döneminde, 1543 yılında Habeşistan’dan İstanbul’a gelmiş ve zamanla Osmanlıdan Avrupa’ya geçmiştir. Avrupa’da kahve uzun bir müddet Türk Kahvesi olarak sunulmuştur. Türk kültürüne has güğüm ve cezvelerde pişirildiği için Türk kahvesi olarak anılmaya başlanmıştır. O devirde açılan kahvehaneler sayesinde Türk halkı kahve ile tanışmıştır. Kahvehaneler; sohbet edilen, oyun oynanan sosyal yerlerdir ve Türk kültüründe önemli bir yer almaktadırlar. Günümüzde de Türk kahvesi dünyaca ünlüdür. Eskiden kömür ateşinde yavaş yavaş kavrulan kahve çekirdeklerinin dibeklerde öğütülerek ince bir hal almasıyla elde edilirdi, Türk kahvesi. Bu kahve dibek kahvesi olarak da anılmaktadır. Günümüzde bu işlemi gerçekleştirmek için çoğunlukla kavurucu ve öğütücü makineler kullanılmaktadır. Türk Kahvesinin Hazırlanışı İyi bir Türk kahvesi yapabilmek için her şeyden önce kaliteli bir kahve kullanılmalıdır. Her şeyin içine yabancı maddelerin karışmış olduğu günümüzde bu konuya özellikle dikkat edilmelidir. Yani http://www.cayvekahve.com/kahve/kurukahveci-mehmet-efendi.jpgaldığınız kahve, gerçekten kahve olmalıdır; içerisine ticari kurnazlıklar sonucu nohut, fındık, fıstık vs karışmamış olmalıdır. Bu konuda, kapalı paketlerde satılan ve bu işi uzun yıllardır bir gelenekolarak devam ettiren Kurukahveci Mehmet Efendiye güvenebilirsiniz. İkinci nokta çay demleme hususunda değindiğimiz, sudur. Türk kahvesi hazırlamak için kullanılan su, kaynak suyu ve kesinlikle soğuk olmalıdır. Su ısıtıcılarda kaynatılmış suyun içerisine kahve karıştırılıp, ocakta yalandan köpürtülmüş kahve, Türk kahvesi değildir! Türk kahvesi isteğe göre sade, az şekerli, orta şekerli ve çok şekerli olarak tüketilebilir. Fincanla servis edilen kahvenin suyu ölçülerek cezveye konur. Örneğin, bir kişiye orta şekerli kahve yapmak için, bir fincan soğuk su, iki doluca çay kaşığı kahve ve iki çay kaşığı şeker cezveye konur. Cezve kısık ateşteki ocağa alınır ve http://www.cayvekahve.com/kahve/telve.jpgsuyun üstündeki kahvenin tamamen çökmesi beklenir.Bu çok kısa bir sürede olur ve hemen bu karışım karıştırılır. İyice karıştırılan kahve kısık ateşte ağır ağır pişirilir. Kısa bir sürede kahvenin üzerinde köpük oluşmaya başlar. Bu köpük ve kahvenin bir kısmı soğuk olmayan fincana boşaltılır. Daha sonra cezvedeki kahve tekrar köpürene kadar ocakta tutulur ve sonra kalan kısım da fincana boşaltılır. Bu makul bir tarif olmakla beraber “her baba yiğidin bir yoğurt yemesi vardır” sözünü de unutmamak gerekir. Biz burada kahvenin cezveyle pişirilmesine değindik ki kanımızca esas budur, isteyenler Türk Kahvesi Makinesi ile de bu işi şip-şak halledebilirler. Anlaşılacağı üzere köpüksüz Türk kahvesi olmaz. Köpük sayesinde kahvenin tadı uzun süre damakta kalır ve köpük kahvenin geç http://www.cayvekahve.com/kahve/cezve.jpgsoğumasını da sağlar. Türk kahvesi yoğun kıvamda olmasından dolayı ağızda uzun süreli bir tat bırakır .Çok güzel bir kokusu vardır ve bununla diğer kahve çeşitlerinden ayrılır. Türk kahvesi, küçük ince kenarlı fincanda servis edilir ve sıcaklığını kahve içilene kadar muhafaza eder. Kahve içilmeden önce çok kısa bir süre beklenir ki, fincanın dibinde “telve” tabir edilen kalınca bir kahve tabakası oluşsun. Böylece kalın kahve parçacıkları fincanın dibine çöker ve kahve kendiliğinden filtre olur. http://www.cayvekahve.com/kahve/gugum.jpgTürk kahvesinin yanında bir bardak serince su bulunmalıdır. Tercihe göre bu su kahveden önce yada sonra içilebilse de, ağzı temizlemek ve kahvenin yoğun aromasını tam olarak alabilmek için önceden içilmesi daha mantıklıdır. Arzuya göre bir parça lokum veya bitter çikolata da Türk kahvesine oldukça iyi eşlik edebilir.Kahvenin telvesi içilmemekle beraber, hayretlere vesile olan kahve falı için kullanılır! Türk Kahvesinin Kültürümüzdeki Yeri ve Önemi Özenerek hazırlanması gereken Türk Kahvesi kültürümüzde önemli bir yere sahiptir. Geçmişten günümüze, bir kişiye kahve ikram edilmesi o kişiye duyulan sevgi, saygı ve önemi ifade eder. Hatta evlenecek bayanların, kız isteme merasiminde misafirlerine güzel bir kahve yapabilmesi için uzun yıllar ailesi tarafından antrenmana alındığı da bir gerçektir. Misafirperverliğimizin bir göstergesi olarak, Batılı bir turiste Türk Kahvesi ikram edip sonra da fikrini http://www.cayvekahve.com/kahve/dibek.jpgsorduğumuzda; “içmekten çok, yedim, yaw!” diye bir cevapla karşılaşılması her ne kadar densizlik, kabalık ve hatta bir hakaret olarak görünse de, bu davranışın kaale alınmaması gerekir. Aksine bu davranış, karşıdaki arkadaşın algı ve kavrama yetersizliği ile açıklanabilse de, nasıl oluyor da bunlar uzayı fethediyorlar sorusu aklımızı bugün bile meşgul edip bizleri hayretler içerisinde bırakmaktadır.! Neyse! Biz Kurukahveci Mehmet Efendi'nin acı kahvesinden bir yudum daha alalım. *çayvekahve -------------------- Oooh o asitli bu asitli, midemi deliyorum demek ki. Neyse, kısmet değilmiş sağlıklı yaşamak. aslına bakarsan tıpta da yeni bir anlayış yer edinmeye başlıyor gibi... vücut o kadar mükemmel bir mekanizma ki ihtiyacı olanı da olmayanı da bildiriyor iş algılamamıza ona kulak vermemize kalıyor...mesela kahve içme sınırın konusunda en doğrusunu sana bedenin söylüyordur. çok yanmadan 1-2 bardak önceki kahvede duyumsayabileceğin sinyalleri sana gönderip burada dur diyordur sana. onu dikkate alırsan o kadar sıkıntı çekmene gerek kalmaz Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
Secret_Sun Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 Paylaş Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 http://img123.imageshack.us/img123/4672/kahva2yf7.jpg http://www.seattlemet.com/image_cache/assets/0001/7787/tea.jpg http://coromandal.files.wordpress.com/2008/05/coffee_drinker_print_web.jpg http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/6/61/Ivana_Kobilca_-_Kofetarica.jpg http://images-2.redbubble.net/img/art/size:large/view:main/1191955-2-camp-coffee.jpg http://imagecache2.allposters.com/images/pic/CLASS/186-019%7ECoffee-Posters.jpg http://i79.photobucket.com/albums/j138/purpleartist/just%20pics/coffee.jpg http://imagecache5.art.com/p/LRG/21/2191/MF1AD00Z/drink-coffee.jpg http://www.foundshit.com/pictures/food/coffee-to-go.jpg http://www.foundshit.com/pictures/food/havent-had-coffee.jpg http://chattahbox.com/images/2009/01/coffee.jpg http://joeyc.files.wordpress.com/2009/04/417036286_3030d7cebd_ojpg.jpeg http://www.santabarbara.com/dining/news/archive/2008/080222-coffee-art.jpg http://farm3.static.flickr.com/2266/1536026409_f405c8cd7d.jpg http://www.thatsweird.net/Pictures/latte_art5.jpg http://very-bored.com/pics3/coffeeart/coffee-art-5.jpg http://baristachampion.files.wordpress.com/2008/01/latte-art_1.jpg http://www.yowazzup.com/coffee/images/coffee-art-01_20070509.jpg 1 Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
fotonkedi Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 Yazar Paylaş Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 (düzenlendi) kahvenin uyuşturucu olduğu fikrinin sıradanlaşmadığı dönemlerden reklamlar ha ahahah *** uzaylı ve kedili şekilleri beğendim ... -------------------- http://www.istanbulstories.com/images/gallery/19century/kahveci.jpg Türk kahvesinin Osmanlı'da ne denli vazgeçilmez olduğunu, tarihini inceleyince görüyoruz. Bir açılıp bir kapatılan kahvehanelerden bugüne gelen bol köpüklü kahvemizi ne kadar tanıyoruz? Dünyada Türk adının sık sık geçtiği bir konu da kahvedir. Türk kahvesinin adını ve ününü duymayan azdır. Fakat gerçek tadını bilenlerin sayısının fazla olduğunu söylemek zordur. Kahve alışkanlığını Türklerden alan Avrupa ülkeleri sonradan kendi tarzlarını geliştirmişlerdir. Geleneksel Türk kahvesi hazırlanışı, pişirilmesi, sunulması, araç ve gereçleriyle ayrı bir kültürdür. Kahvenin Türkiye’den önce Arap yarımadasında, Mısır ve Hindistan’da yayıldığını biliyoruz. Zaten kelime olarak arapça "kahwa" dan geliyor. Bu sözcüğün de Habeşistan’da kahve üreten Kaffa yöresinden alındığı sanılıyor. Önceleri, dövülüp toz haline getiriliyor, böylece bir nevi ezmesi yapılarak ekmek üstüne sürülüp yeniyormuş. Kahvenin Türkiye’ye ilk kez, Hükm ve Şems isimli iki Suriyeli tarafından 1555’de getirildiği rivayet edilir. Diğer bazı kaynaklarda ise Kanunî Sultan Süleyman zamanında (1520-1566) Habeşistan Valisi Özdemir Paşa tarafından getirildiği kaydedilir. Tahtakale’de açılan ilk kahvehane yalnız halkın değil müderris ve kadı gibi okumuş kesimin de ilgisini çekmiştir. Ne olduğu tam olarak bilinmeyen bu yeni madde bir uyuşturucu muamelesi görmüş ve sözde kömürleşme derecesinde kavrulan herşeyin Müslümanlıkta haram sayılacağı bahanesiyle din adamlarınca yasaklanmıştı. Bir rivayete göre bu dönemde kahve taşıyan gemiler dipleri delinerek batırılmıştı. Herşeye rağmen kahvenin sevilip yaygınlaşması önlenememiş ve Sultan III. Murat (1546-1595) zamanında İstanbul’da kahvehane sayısı 600’ü geçmişti. Kahvehaneler, manzaralı yerlere, köşk şeklinde inşa edilir, çoğu kez verandaları olurdu. İçlerinde yaşmaklı bir kahve ocağı, çepeçevre kerevetler ve bazen orta yerde bir havuz yer alırdı. http://www.enbihediyelik.com.tr/admin/images/6%27l%C4%B1_kahve_seti_b_006.jpg Buralarda kahveden başka nargile ve çubuk servisi de yapılırdı. Eski kahvehaneler edebiyat, müzik faaliyetleri için klüp niteliğinde merkezler haline gelmişti. Bu yönleriyle Fransız kahvelerinin atası sayılırlar. Türk kahvesinin çekirdek durumundan pişirilme ve sunulma aşamasına kadar kullanılan araç ve gereçleri gerçek bir müze oluşturacak zenginliktedir. Bakır ve pirinçten yapılan su ibriği, cezve fincan zarfları ve pişmiş kahveyi taşımak için kullanılan kahve askılarının karakteristik özellikleri vardı. Bunlar bazen gümüş ve altından da olabiliyordu. Fincanlar tamamen Türk zevkine uygun biçim ve motiflerle gerek ülke içindeki İznik ve Kütahya atölyelerinde gerekse Avrupa’nın ünlü porselen merkezlerinde imal ediliyordu. Daha sonra bu takımlar Avrupa ülkeleri tarafından kendi piyasaları için de imal edilmiş ve "ala turque" diye isimlendirilmiştir. Soğutma kabı, muhafaza kutusu gibi bazı araç ve gereçler ise ağaçtan yapılmakta ve oymalarla dekore edilmekteydi. Bursa ve İstanbul’da yapılan nakışlı, yazılı ve ahşap aplikasyonlu kahve değirmenleri de ünlüdür.Tiryakiye yakışır bir kahve ağır ateşte 15-20 dakika pişirilmeli, cezve sık sık ateşe sürülüp geri çekilmelidir. Eskiden böyleydi. Her fincan kahve için bir kaşık kahve ve bir kaşık şeker günümüzde kural haline gelmiştir. Nasıl pişirilirse pişirilsin köpüksüz bir Türk kahvesi düşünülemez. Eski Türk kahvesi ise genellikle şekersiz olurdu. Bunun yerine kahve öncesinde veya sonrasında tatlı bir şey yemek veya içmek geleneği vardı. Tatlı olarak şerbet gibi içecekler alındığı gibi reçel, şekerleme veya lokum da yenirdi. Osmanlı İmparatorluğu’nun etkisindeki Yunanistan, Makedonya, Yugoslavya gibi yerlerde ve Türkiye’de kadınlar tarafından Türk kahvesi genellikle şekerli olarak alınırdı. Bu bakımdan sade, yandan çarklı, orta vb. gibi isimlerle kırkı aşkın kahve pişirme şekli bulunmaktadır. Şayet kahvenin değişik ve güzel bir koku taşıması isteniyorsa fincanların dibine yerleştirilen bir mahfaza içine kokulu maddeden bir parça konulurdu. En çok yasemin, amber, karanfil ve kakula kullanılırdı. Türk kahvesinin sunuluşu gerçek bir geleneksel tören havasında olurdu. Bu tören çekirdek kahvenin kavrulmasından, pişirilip fincanlara konulması ve konuklara ikramına kadar uzun, seyirlik safhaları kapsamaktadır. Gerçek Türk misafirperverliği ve konuğa olan sıcak saygının bir örneğini bu törenlerde izlemek olanağı vardır. Günümüzde kız istemeye gidildiğinde kahveyi evlenecek kızın taşıması ve onun taşımadaki ustalığı, ayrıca pişirdiği kahvenin lezzeti bu törenlerden kalan önemli bir gelenek olarak hâlâ sürdürülmektedir. Önceleri Kahve Yemen'den gelirdi şimdi ise Amerika dan Jacobs markasıyla gelir oldu. 38 kişilik bir turist kafilesi taşıyan tur arabası dinlenme tesislerine varmış aşağıya inen muavin, garsona bağırmış: -38 Türk kahvesi iki neskafe. Kahve nasıl yapılır?(Türk kahvesi demeyi zaid buluyorum) İki Çorba kaşığı kahve kavrulur. Eskiler çok fazla kavurmazmış ihtiyaç olduğu kadar kavururlarmış. Dibekte iyice dövülür. Dibekte dövülmezse kahvenin yağı çıkmazmış yani makinada çekilmez. Bazı yörelerde kahve dövülürken içerisine mercan köşkü koyup öyle döverler. Ya da kakula konularak dövülür. Mangalda ya da ispirto ocağında çok düşük ateşte pişirilir. Her fincan için iki kahve kaşığı kahve konur. Köpüğü alınıp fincanlara eşit dağıtılır. Cezvede kalan kahve kaynadıktan sonra fincanlara taksim edilir. Eh üzerinde deve yürümesi lazım derler. Tiryakilere kahve sade pişirilir fincan tabağına üç adet kuş lokumu konurdu. Birisi naneli, birisi güllü ve diğeri sakızlı olurdu. Önceleri fincanlar sapsız olur, genelde gümüş işlemeli bir kap içerisine oturtulurdu ve bu gümüş işlemeli telkari kaba "zarf" denirdi, bu gümüş kapta sap bulunurdu. (Şeker icad olup Lokum kalktıktan sonra olsa gerek) 35 yaşına kadar şekerli, 35-50 arası orta, 50 den sonra sade kahve içilir denmiş. -------------------- Beyitler: Ehli keyfin keyfini kim tazeler?Ehli keyfin keyfini Taze elden pişmiş taze kahve tazeler. ************************************* Gönül ne kahve ister ne kahvehane Gönül bir dost ister kahve bahane ************************************* Kahve narhın arttıran kahve gibi çeksin azab Hem yanıp hem rû-siyah hem hurd ola gark-ı âb (Kahvenin fiyatına zam yapanlar kahve gibi azap çeksin, Önce kahve gibi kavrulsun da yüzü simsiyah olsun sonra da suya batıp boğulsun) (kahvenin karaborsa olduğu zamanlarda söylenmiş) -------------------- KAHVE 150 YILLIK BİR İLAÇ Kahvenin astım üzerine olan olumlu etkileri 150 yıla yakın zamandan beri biliniyor. Kafein, İskoçya' da 1859 yılından bu yana astım tedavisinde kullanmış. Kendisi de bir astımlı olan 1871 doğumlu ünlü yazar Marcel Proust, ‘'A l' Ombre de Jeunes Filles en Fleur'' isimli eserinde çocukluğunda nefesini rahatlatması için kafein kullandığını yazar. Kahve, ne olduğu belirsiz bir kocakarı da ilacı değildir. Nefes açıcı özellikleri olduğu, düzenli içilmesi durumunda astım riskini azaltabileceği bilimsel araştırmalarla gösterilmiştir. Meselâ, günümüzün en prestijli tıp dergilerinden olan New England Journal of Medicine' de 1984 yılında, kafeinin genç astımlılarda etkili bir nefes açıcı ilaç olduğunu gösteren bir araştırma yayınlanmıştır. 1988 yılında, 72.284 İtalyan üzerinde yapılan bir araştırmada kahve içimi ile astım görülme oranı arasında bir ilişki olduğu belirlenmiş ve günde 3 veya daha fazla fincan kahve içenlerde astım riskinin %28 oranında azaldığı sonucuna varılmıştır. 1992' de, 20.322 Amerikalının katıldığı bir başka araştırmada ise, astım riskinin kahve içenlerde içmeyenlere göre %29 daha az olduğu sonucuna varılmıştır. KAHVE NEDEN ASTIMA İYİ GELİYOR Kahvenin karışık bir kimyasal yapısı olmakla beraber, nefes yollarını açan bu etkisi içerdiği kafeinden dolayıdır. Kafein, astım ve bronşit tedavisinde günümüzde de hâlâ kullanılan bir ilaç olan teofilin gibi metilksantin grubundan bir kimyasal maddedir. Ayrıca, kahvenin sıcak bir içecek oluşunun daralmış bronşların genişlemesine katkısı olduğu gibi, alınan sıvının yapışkan salgıları yumuşatması ve daha kolay çıkarılmalarına katkı sağlaması da mümkündür. Kafein kahve çekirdeklerinden başka, çay ve kolalı içeceklerde ve çikolatada da bulunur, yapay olarak sentez de edilebilir. Kokusuz ve acı bir tadı olan saf kafein, 60' dan fazla bitkinin çekirdeğinde, yaprağında veya meyvesinde vardır ve aslında doğal bir pestisit, yani böcek zehridir. Bitkilere konan ve onlardan beslenen böcekleri felç ederek ve öldürerek etkili olur. YAN ETKİLERE DİKKAT Kafein bir merkezi sinir sistemi uyaranıdır. Uyanıklığı artırır, ince motor koordinasyonu azaltır, uykusuzluk, sinirlilik, baş ağrısı ve baş dönmesi yapabilir. Kafein ayrıca, kalp hızını artırır, kan damarlarını büzer ve bazı kasların daha kolay kasılmasını sağlar. Kafein, bağımlılık da yaratabilen bir maddedir. Fazla miktarda kahve içen kişilerin bunu birden bırakmaları baş ve kas ağrıları, depresyon ve sinirliliğe neden olabilir. Kafein, Uluslar arası Olimpiyat Komitesi (IOC) tarafından uzun yıllar yasak ilaçlar kapsamına alınmıştı. İdrarlarında 12 mikrogramdan fazla kafein çıkan sporcular yarışmalara alınmazdı. 5 fincan kahve içilmesi ile bu sorun yaşanabiliyordu. Yasak 2004' de kaldırılarak kahve ve kola içen atletlerin ceza almaları önlenmiş oldu. Kafeinin, yüksek dozlarda ölüme de yol açabileceği unutulmamalı. Öldürücü dozu 10 gramdan fazladır ve buna ardı ardına 80-100 fincan kahve içmeyle ancak ulaşılabilir. 150 ml kahvede 60-150, 150 ml çayda 40-80 mg kafein vardır. KAHVE SADECE HOŞA GİDEN BİR İÇECEK DEĞİL Bizde kahve daha çok ‘kırık yıl hatırı' olması ile tanınır, ama kahve nefes yollarını açan, solunumu rahatlatan ve astıma da, bronşite de iyi gelen bir içecektir aynı zamanda. Hatta son yıllarda yapılan araştırmalar düzenli kahve içen kişilerde diyabetten Parkinson' a, kalın bağırsak kanserinden böbrek ve safra kesesi taşlarına.. kadar pek çok hastalığın daha az görüldüğünü gösteriyor. Hadi, kendinize şöyle güzel bir kahve yapın, afiyetle için.talya da yapılan araştırmalar sonucunda, çoğunlukla zararlı olduğu belirten kahvenin sağlığa 17 yararı ortaya çıktı. * Kolesterolü düşürüyor. * Ağrı kesicilerin etkisini yüzde 40 oranında artırıyor. * Şeker hastalığının erken uyarı sinyali olarak kabul ediliyor. * Göğüs kanseri riskini azaltıyor. * Günde 3 fincan kahve, astım tehlikesini azaltıyor. * Kahve girişkenliği arttırıyor. * Siroz hastalığı riskini yarı yarıya düşürüyor. * Nefesi açıyor. * Kemikleri güçlendirir, ancak yaşlılar fazla tüketmemeli. * Menopoz sorununu giderir. * Tip 2 diyabeti ve Parkinson hastalığından koruyor. * Selülit gibi cilt sorunlarına karşı etkili oluyor. * Yüksek tansiyonu önlüyor. * Pankreas kanserini azaltıyor. * Kalp rahatsızlıklarını büyük oranda önlüyor. * Bağırsakları düzenliyor. * Depresyona karşı etkili. -------------------- Günde 3 fincandan fazla kahve zararlı Kahve keyfinizi günde 1–3 fincan ile sınırlayın. Çünkü dozunda içinde kahvenin yararları var ama fazla tüketilen kahve vücuda zarar veriyor Kahve, kalbe ve damarlara iyi gelen tanen ve anti–oksidanlar içeriyor. Bunun yanısıra, başağrılarını geçirmede iyi bir yöntem ve karaciğere de faydası var; sirozun engellemesine yardımcı oluyor. Üstelik, astım hastalarına da tavsiye ediliyor. Dozunda içilen kahve depresyona iyi gelir, safra ve böbrek taşı oluşumu riskini aza indirir. Çaya gelince o da kahve gibi böbrek ve safra taşı oluşumunu engeller, mide kanserini önler. Ancak fazla içildiğinde demir eksikliğine yol açar. Bu yüzden aşırıya kaçmamak da fayda vardır. Kafeinin fazla alındığında çarpıntı, yüksek tansiyon, uykusuzluk gibi sorunlara yol açtığı bilinen bir gerçek. Fazla içilen kahve de sinir sistemini olumsuz etkiliyor, kalp çarpıntısı ve ellerde titremeye yol açabiliyor. Hamile kadınlara, kalp ve mide ülseri hastalarına genellikle, kahveden uzak durmalarını tavsiye etmek yerinde bir karar. Doktorlari, hiçkimsenin günde 3 ila 4 fincanı aşmamasını istiyor. Bununla birlikte, anne babalara, `Çocuklar için güne başlamanın en güzel yolu, bir bardak sütlü kahveden geçer` önerinde bulunan doktorlar da var. *cillikalakay -------------------- http://img84.imageshack.us/img84/7874/55tb.jpg http://galeri.milliyet.com.tr/2007/4/29Iste_Ataturkun_bilinmeyen_fotograflari/29.jpg Ekim 19, 2009 fotonkedi tarafından düzenlendi Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
cactus Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 Paylaş Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 Çok faydalı bir araç olarak ta kullanılabilir Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
buzii_tazy Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 Paylaş Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 Türk kahvemi yudumlarken okuduğum güzel bir yazı olmuş fotonkedi eline sağlık canım:) uyanır uyanmaz güne kahvemle başlarım başka çeşit kahve tüketmiyorum.kendi ülkemde kahveme Türk kahvesi demekte hiç hoşuma gitmiyor onuda söylemeden geçemicem. Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
thalese Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 Paylaş Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 onsuz sabahlarım ve gündüzüm n'olurdu, bilemiyorum:) bilgiler için teşekkürler. Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
fotonkedi Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 Yazar Paylaş Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 afiyet olsun hepinize... ben de bu tanımlamadan hoşlanmıyorum aslına bakarsan buzi... bu kadar bahsedip kahve içmemek olmazdı...gelen misafirimin bahanesiyle kahvemi de yudumlayıp fincanımı kapattım 'neyse halim çıksın falım 'diyerekten Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
buzii_tazy Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 Paylaş Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 ohh afiyetler olsun,güzel haberler çıksın falda;) Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
fotonkedi Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 Yazar Paylaş Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 çıktı çıktı Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
schizophrana Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 Paylaş Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 Kahve fincanımı foton ve secret_sun'a kaldırıyorum Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
fotonkedi Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 Yazar Paylaş Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 bu kişiyle paylaşmak durumundayım yani öyle mi kıhkıh peki öyle olsun Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
schizophrana Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 Paylaş Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 İsrail'in Tel Aviv kentindeki 'İlan' adlı kafe zinciri, TRT'deki 'Ayrılık' dizisine tepki olarak artık Türk kahvesi satmayacağını açıklayıp “Bu Türkiye'ye karşı kültürel boykot” dedi. İsrail’in en büyük nakliye şirketinden üst düzey yönetici Yosi Levi ise kendileriyle birlikte birkaç İsrail şirketinin çalışanlara nisandaki Hamursuz bayramında Türkiye’de tatil yapmaları için verdikleri finansmanı keseceklerini açıkladı. Hamursuz bayramında 80 bin İsraillinin Türkiye’ye tatile gelmesi bekleniyordu. (afp) İlginç bir haber Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
fotonkedi Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 Yazar Paylaş Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 geçen gazetede okumuştum ama olay nedir -izlemediğim için trt -bilmiyorum tam olarak... kendi kendilerine oyun oynuyorlar işte... Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
buzii_tazy Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 Paylaş Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 İsrailli bakanlar şimdi de 29 ekim cumhuriyet bayramını boykot edeceklermiş bu da bugünün haberi...bu İsrail çok kaşıyo ortalığı bu aralar çok! hadi bakalım.. Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
Siyah karlaR Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 Paylaş Yanıtlama zamanı: Ekim 19, 2009 gün doğumunu ve batımını kahveyle geçiririm bende , değişik bilgilere rastladım teşekkürler foton , Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
kalamar Yanıtlama zamanı: Ekim 22, 2009 Paylaş Yanıtlama zamanı: Ekim 22, 2009 kahveeeeee!!! tek geçerim türk kahvesini:D Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
fotonkedi Yanıtlama zamanı: Ekim 27, 2009 Yazar Paylaş Yanıtlama zamanı: Ekim 27, 2009 http://www.iem.gov.tr/iem/dosyalar/fotograflar/foto_galeri/buyuk/5c8c436c20f20800afa690ed3985a3e0466.jpg Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
melenie Yanıtlama zamanı: Eylül 16, 2010 Paylaş Yanıtlama zamanı: Eylül 16, 2010 dünyadaki ennn güzel şey.. herşey bi yana kahve bi yana hele hele Mocha . . canım mı çekti ne ? Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
AurorA Yanıtlama zamanı: Eylül 6, 2014 Paylaş Yanıtlama zamanı: Eylül 6, 2014 Türk Kahvesi, Nescafe, Cappucino, Frappe... Her türlü kahve itinayla içilir (şu kedi ya da fil dışkısından üretildiği söylenenler hariç ) Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
Önerilen Mesajlar
Sohbete katıl
Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.