metin akdeniz Oluşturma zamanı: Kasım 5, 2011 Paylaş Oluşturma zamanı: Kasım 5, 2011 (Anne, oralarda bir yerde bir umudum olacaktı Gelirken getirir misin yanında) Evcil otlar bahçesinde metafizik gecesi Flüt çalan ruhlar hayretle bakıyor çığın içine Bir şair dünyayı yontuyor baş aşağı, elinde tarladan topladığı buz Ağrı atölyesinde yüzü buruşuk bebekler Doğarken annelerini öldürüyor Muhsin diyor ki “annem yeni öldü fazla uzaklaşmış olamaz” 41 yaşındayım annem beni hala doğurmadı, ona küsüm. Anne baştan söyle ben bir kitle imha silahı mıyım? Amerika çöl çöl yüzüme bakıyor, dünyanın imzası gibi her şeyin altında diş izi var Anne bilmiyorum huzur hangi cehennemde Adresimle oynuyor ayaklarım, gitmek yolun alerjisi Uzunca bir süre ölüyüm sen dönünceye kadar süt denizinden Biliyorum bir şiirle bu kadar oynanmaz Anne bana kelime getir oradan akşamüstü kokusunu içeyim. Marquez diyor ki; gidin kolera günlerinde yaşayın aşkı sıkıysa, klavye günlerinde değil Anne bu şiire seni bulaştırdığım için üzgünüm Anne aşk nerede, ben en çok kendimi Ferhat’a benzetirdim, Marquez ne diyor böyle Ama Ferhat asgari ücretli bir madenci, sendikası bile yok Sendikası olmayana kız vermiyorlar anne Anne bu patron dalkavuğu ustabaşılar neden bağırıyor “kalplerinizi çıkarın üstünüzden” diye Öyleyse bütün şairler bir leşin -ardından gitmeyin im kansız aşkların Anne neden benim şansıma hep geçmişi dolu kadınlar çıktı, ikincil kaldım Böyle öğretmemişlerdi şiir okulunda. Şair; kendi isteğiyle yeryüzüne söven ütüsüz ağız Tek silahı teorik olarak kendini mermiye benzetmesi Edebiyata ağır gelir babasız imge; piç sözcük denir karşıdan susunca Gölgesine yabancı ağaç yalnızlığına yaprak bile olamaz Bir de kendini aradan kaldırınca oluşan boşluklara çocuk denir, küfür gibi bir şey İntihar dükkânı açan demokrasinin sokak sakinleri Gözlüklü kabullenmişler kuyruğu; lütfen sırayı bozmayın Bu savaş lagarında, bu çirkinlik ormanında Bir cinayet kaç Dolar Çarşı kriz, çarşı acılar kuyumcusu ve Euro bandosu geçiş töreni; dikkat! Utangaç sel halkını boğar, buna kader denir; sözlükte yok, bilerek koyulmamış Başı öne eğik ses, kokmuş beden, kulağı yoran adamsız devrim Pankartını karıncalar çalmış, çıplak Donkişot, atına yabancı. Anne süt denizinden bana bir doğum günü getir Geçmişinde boşluklar olan yangın koleksiyonum için Üstüme dökmeden yemeği öğrenemedim hayatı Anne burası kanatsız kışlar sempozyumu Seni bu şehre bulaştırdığım için üzgünüm Memesiz çiçeklerle süslü Dışı parfüm içi lağım kokan ağızlar Dilsiz konuşmacılar Tırnak içinde “yanağından uzak yüz” Öğreti rüzgârında kumsal gürültü Bu felsefi abartı Dünyaya aletini elletince insanlar ölüyor önsözden Elinde penisi plastik mikrofon Recepcion savaşları Sınır denklemi ve insanlığa umudunu sokan mavi marmara Yoksa savaş matematikçilerin icadı mı anne Şimdi beni şu kapıdan alırlarsa, şimdi ülke beni işten kovarsa Sende biliyorsun anne çöplüksüz sevişilmiyor Ankara’da. Metin Akdeniz 13 Eylül 2011 Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
Önerilen Mesajlar
Sohbete katıl
Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.