MrFaziL Oluşturma zamanı: Aralık 21, 2018 Paylaş Oluşturma zamanı: Aralık 21, 2018 Yarım bıraktığım bazı yazılarımı paylaşmak istiyordum uzun zamandır, umarım keyifle okursunuz İyi insanlar nasıl yetişir diye düşünürdüm küçükken. Fikirlerimin verdiği savaştan kazanan bir taraf çıkmazdı ya hiç, terazinin bir kolu ağır basmazdı. Küçük zihnimde öğretilmiş bazı gerçekler vardı, kimi insanın gerçekten iyi kimi insanın da iyi göründüğü gibi. Saf ve temiz çocukluğumla hiçbir zaman ayırt edemedim bu iki insanı, bende ikisine de iyi olduğuna inanmak yerine öğretilmiş gerçeklikleri reddederek başka gerçekler öğrettim kendime. Benim düşüncelerime göre iyi insan yoktu, bütün iyi insanlar milyonlarca yıl önce hiç var olmadan silinmişti dünyanın üzerinden. İyi dediğimiz insanlar en iyi rol yapanlarıydı aslında. İyiliğin bizi usulca terk edişinden beri kötülük annenin rahminde büyümeye başlamıştı, kimi insanın benliği bu sarmaşıklara teslim olmuş, kimi insanın benliği ise rol yapmayı öğrenmiş ve kötülüğü rahmindeki gibi muhafaza etmişti vücudunda. Kendi gerçekliklerimi oluşturmaya başladığımda kafamda beni düşmana karşı savunmasız kılan bir soru peydahlandı, hangisinden korkmalıydım? İnsanlar zihnimdeki sorulara nüfuz ettiklerinde kaleyi içten fethetmek istediler ve zihnimin en taze köşelerine öğretilmiş gerçekliklerinin tohumlarını bıraktılar. Tohumları filizlendi, ağaç oldu ve meyve verdi. Meyveleri düşüncelerdi, bu düşünceler bana saf kötü olandan korkmamı, ona karşı savaş vermemi söylüyor, durum böyle olursa iyiliğin tekrar yeryüzüne geleceğini müjdeliyordu. Toplumun gerçekliklerinin saçmalıktan ibaret olduğunu bildiğim için sönmeyen bir ateşle ağacı köklerine kadar yaktım ve zihnime yerleştirilmiş bu düşüncelerden kurtulup, tekrar kendi gerçekliklerimi aramaya başladım. Çıktığım bu uzun ve zorlu düşünce yolculuğunda, iyiliğin yeryüzünü terk etmediğini ve saf kötülüğün kurak topraklarına henüz filizlenmeye başlamış tohumlar bıraktığını gördüm. Kötülük ve iyilik ince bir dengede duruyorlardı, kötülüğün saflaşmaya başladığı yerde iyilik filizleniyor, iyiliğin saflaşmaya başladığı yerde kötülük filizleniyordu. Bu da saf halde bulunmayı imkânsız hale getiriyordu, çünkü tanrı saflığın daima rekabet getirdiğini biliyordu. Saf kötülüğün içerisindeki iyilik dengeyi sağlamak için çoktan var olmaya başlamıştı bile. Asıl korkmam gereken insan, güzel kokan bir zehir gibi zihnime girip öğretilmiş gerçekliklerin tohumlarını eken insandı. Yıllardır bu insan toplumun katranlaşmış fikirlerini sinsice küçük zihinlere ekiyor ve özgün düşünceyi henüz var olmadan yok ediyordu. Aslında o içimizden biri gibi görünen içimizdeki bir düşmandı. Alıntı Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
Önerilen Mesajlar
Sohbete katıl
Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.